Ülkemizde psikanalizle kuramsal olarak ilgilenilmesinin, bu alanda yayınlanan kitapların çevrilmesinin, üniversitelerin psikoloji bölümlerinde ve tıp öğretiminde psikanalitik kavramlara yer verilmesinin hayli eskilere dayandığını biliyoruz. Türkiye’de psikanalize karşı oldukça uzun zamandan beri belli bir ilginin olduğunu, psikanalitik yayınların hemen hiçbir zaman bir yasaklama konusu olmadığını ve tutucu geleneksel çevrelerin bile psikanalize belli bir hoşgörüyle yaklaştığını söyleyebiliriz. Dahası Oedipus karmaşası, bilinçdışı, benlik-üst benlik gibi kimi psikanaliz kavramlarının günlük dile yerleştiğini de gözlemliyoruz. Ancak öte yandan psikanalizin kurumsallaşmasının bir hayli geciktiğini de belirtmeliyiz.

İstanbul Psikanaliz Grubu 1994’de, İstanbul Psikanaliz Derneği 2001’de kuruldu. Ocak 2007’de Uluslararası Psikanaliz Birliği tarafından “Türk Psikanaliz Çalışma Grubu” tanındı ve nihayet 2012’de İstanbul Psikanaliz Derneği aynı birlik tarafından “Aday Dernek” olarak kabul edildi. Ancak bu gelişmenin birden bire ortaya çıkmadığını ve bunu hazırlayan hayli uzun bir sürecin söz konusu olduğunu da unutmamak gerekir. 

İstanbul’da Psikanalizle İlgili İlk Yapılanmalar

Psikanaliz tarihini incelediğimizde psikanalizin kurumsallaşmasında her ülkede aynı yolları izlediğini görüyoruz. Psikanalitik ilişki analist ve analizan arasında geçen bireysel bir süreçtir, ancak psikanaliz formasyonu yalnızca bir kurumun garantörlüğünde yapılabilir. Psikanaliz formasyonunun ancak bir kurum çerçevesinde veriliyor olması psikanalizin iletiminde kurumsallaşmanın önemini ortaya koymaktadır. O nedenle psikanaliz hareketinin daha ilk yıllarında kurumsallaşma ilk hedeflerden birini oluşturmuştur. Öte yandan Sigmund Freud psikanalizin gelişimi için üniversitelerin çok önemli bir işlevi olacağını düşünmüş ancak psikanalitik formasyonun üniversite öğreniminin dışında tutulmasını önermiştir. O nedenle bugün birçok ülkede, psikanalizin gelişimi üniversitelerden ve eğitim veren diğer kamu kuruluşlarından çok önemli destekler alsa da, psikanalitik formasyon bağımsız dernekler tarafından yürütülmektedir. Freud’un öngörüsü psikanalizin uluslararası kuruluşunu etkilemiş o arada elbette Türk psikanalizinin kuruluşunda da üniversite ve kamu kuruluşlarıyla ilişkisine damgasını vurmuştur. Ülkemiz psikanaliz hareketi içinde üniversitelerde öğretim üyesi olan birçok kişi yer almıştır ve hareket ilk günlerinde olduğu gibi bugün de üniversite ve diğer eğitim kurumlarından vazgeçilmez bir destek sağlamaktadır. Ancak psikanalitik kurumsallaşma bağımsız derneklerin çatısı altında gerçekleşmektedir.

İstanbul Tıp Fakültesi’nde 1980’lerin başında ortaya çıkan bir girişim ülkemiz psikanaliz tarihinde şüphesiz çok önemli bir yere sahiptir. Askeri cunta döneminin hiçbir özgür ve farklı girişime, görüşe göz yummak istemediği o şiddet dolu baskı yıllarında, İstanbul Tıp Fakültesinde öğrenci, psikiyatri asistan ve baş asistanlarından oluşan yirmi kişilik bir topluluk, psikanalizin önemli adlarının yapıtlarını herkese açık toplantılarda sunmayı ve tartışmayı kararlaştırdılar. O dönem klinik baş asistan ve asistanlarının önderlik ettiği bu çalışmaya psikologların ve psikoloji öğrencilerinin de katıldığını belirtmek gerekir. Kararlı ve coşkulu bu topluluk, küçük alt gruplara bölünerek Freud, Jung, Adler, Lacan’ın yapıtları üzerinde uzun süreli hazırlık çalışmaları yaptılar. Daha sonra 1983–1984 yılı boyunca hazırladıkları raporları büyük gruba sunup tartıştılar. Yoğun katılımın olduğu bu sunumlar önce psikiyatri kliniğinin kütüphanesinde ve psikoterapi biriminin salonlarında yapıldı. Ancak daha sonra bu özgür ve yaratıcı etkinlikten rahatsız olan klinik yönetiminin engellemeleri ortaya çıkınca toplantılar üyelerin evlerinde sürdürüldü. Bu grup çalışması, üyelerinin mezun olmaları ve çoğunun mecburi hizmete gitmesi ile kendiliğinden son buldu.

Ancak psikanaliz üzerine yapılan bu yoğun ve kapsamlı çalışma İstanbul Tıp Fakültesi’nde psikanalize olan ilginin artmasına neden oldu. Bunun sonucu olarak yedi genç psikiyatri asistanı Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı Profesörlerinden Ulviye Etaner ile bireysel psikanalizlerine başladılar, klinik süpervizyonlar ve seminer çalışmaları yaptılar. Bu çalışma daha sonra kısa adıyla MEPEV olarak bilinen M. Şefik Etaner Psikoterapi Eğitim Vakfı’nın 1992’de kuruluşuna yol açtı. Bu vakıfta düzenlenen seminerler psikanalitik kuramın temel kavramlarının genç meslektaşlara iletilmesinde çok önemli bir rol oynadılar ve 1980’lerde Çapa’da ortaya çıkan öncü hareketle, aralarında İstanbul Psikanaliz Grubunun da bulunduğu daha sonrakiler arasında bir köprü işlevi gördüler.

1980’lerin “Çapa Hareketi”nin bir üyesi olan Talat Parman mecburi hizmet ve askerlikte geçen dört yıldan sonra, psikanalitik formasyon yapmak arzusuyla 1988’de Paris’e gitti. Paris’te kaldığı yıllarda bir yandan René Descartes (Paris V) Üniversitesinde psikiyatri uzmanlığı eğitimi gördü, bir yandan da bireysel analizine başladı ve sürdürdü. 1994’de İstanbul’a döndüğünde Paris Psikanaliz Kurumunda (SPP) psikanaliz formasyonuna başlamıştı.

Dönüşünü takiben, Türkiye’de bir psikanaliz kurumu kurma hedefiyle bu konuyla ilgilenenlerle temasa geçti. Böylece, ilk toplantısını 27 Eylül 1994 Şişli Abide-i Hürriyet caddesi 102–104 numaradaki Ortaklar apartmanında yapan İstanbul Psikanaliz Grubu kurulmuş oldu. Grup ilk toplantılarını Talat Parman, Stella Ovadia, Bella Habip, Nesim Bitran, Tevfika Tunaboylu İkiz ve daha sonra gruptan ayrılan Saffet Murat Tura’nın katılımı ile yaptı. İlk hedefler bu sırada belirlendi: ülkemizde psikanalitik uygulamanın psikanaliz geleneğinin belirlediği çerçeveye uygun olarak yapılmasına öncülük etmek, ülkemiz psikanalizini sağlam bir kurumsal yapıya kavuşturmak ve psikanalitik formasyonun Freud’un kurucusu olduğu kurumun ölçütlerine uygun bir biçimde yapılabilmesinin garantörü olmak. Öyleyse somut hedef de böylece ortaya çıkıyordu: Sigmund Freud’un kurucusu olduğu Uluslararası Psikanaliz Birliği’ne (International Psychoanalytical Association) katılacak bir psikanaliz derneği kurmak. Bu çekirdek gruba daha sonra Levent Kayaalp, Ayça Gürdal ve Elda Abrevaya katıldılar.

İstanbul Psikanaliz Grubunu oluşturan üyeler kendi psikanalitik formasyonlarını sürdürmek için Paris Psikanaliz Kurumu’nu seçtiler. Öte yandan psikanalizi ülkemizde tanıtmayı amaçlayan etkinlikler düzenlemeye de giriştiler. Bu amaçla 20 Nisan 1995 tarihinde İstanbul Psikanaliz Grubu’nun, Paris Psikanaliz Kurumu ve Fransız Büyükelçiliği Kültür Servisleri işbirliği ile düzenlediği ve Türk Nöro-Psikiyatri Derneği tarafından desteklenen etkinliklerinden ilki gerçekleştirildi. Paris Psikanaliz Kurumu’ndan psikanalistlerin verdiği, 2001 yılına kadar sürecek ve sayısı 29’a ulaşacak konferanslar dizisi böylece başlamış oldu. Bu konferanslara İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği, Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümüne bağlı Pembe Ev ve İstanbul Fransız Kültür Merkezi ev sahipliği yaptı. Bu etkinliğin genç meslektaşların psikanalize ilgi duymalarında ve daha sonra psikanaliz formasyonuna başlamalarında çok önemli bir rolü olduğunu söyleyebiliriz.

Yine bu konferanslar çerçevesinde Paris Psikanaliz Kurumu üyesi Bernard Penot ilk konferansını 14 Mart 1996’da verdi ve daha sonra elli den fazla kez İstanbul’a gelerek önce İstanbul Psikanaliz Grubu’nun sonra İstanbul Psikanaliz Derneği’nin çalışmalarına önemli katkılar sağladı. İstanbul Psikanaliz Grubu üyeleri daha sonra birçok toplantı ve yazı etkinliğine öncülük ettiler. Yapı Kredi yayınları Cogito dergisinin 9. sayısı “Yüz Yılın Psikanalizi” başlığı ile 1996 Güzünde grup üyelerinin katkılarıyla yayınlandı, 12–13 Kasım 1999’da Uluslararası İstanbul Psikanaliz Buluşmaları ilk kez düzenlendi. Bağlam yayınları Mayıs 2000’de Ayça Gürdal Küey’in editörü olduğu Düş/Düşün dizisinin ilk kitabını yayınladı. Aynı yılın Ekim ayında Baharlık kitap dizisi Psikanaliz Yazıları’nın da ilk sayısı yayınlandı. 

İstanbul Psikanaliz Grubu’ndan İstanbul Psikanaliz Derneği’ne

Aralık 2000’de kurumsallaşmada bir adımın daha atılması ve grubun resmi bir kimlik kazanmak için dernekleşmesi gerekliliği ortaya çıktı. Ancak bu gereklilik, grup üyeleri arasında bir görüş ayrılığına neden oldu ve bazı üyeler gruptan ayrılmayı yeğlediler. Bu gelişmeyi 30 Ekim 2001’de ülkemizin ilk psikanaliz derneği olan İstanbul Psikanaliz Derneği’nin kuruluşu izledi. İstanbul Psikanaliz Grubu’ndan Talat Parman, Tevfika Tunaboylu İkiz, Levent Kayaalp, Elda Abrevaya, Ayça Gürdal Küey ve MEPEV’den Raşit Tükel ve Başak Yücel derneğin kurucu üyesi oldular. Dernek, kuruluş bildirgesinde ülkemizde psikanalizin gelişimini ve kurumlaşmasını hedeflediğini ve bu amaçla ulusal ve uluslararası kuruluşlarla birlikte çalışmak amacında olduğunu kamuoyuna açıkladı. Derneğe üyelik koşulları psikanalizden geçmiş olmak ve psikanalitik formasyonu hedeflemek olarak belirlenmişti.

Böylece gelinen bu yeni aşama dernek üyelerinin psikanalitik formasyonları konusunda da çalışmalar başlatılmasını gerekli kıldı. Bu çerçevede İstanbul Psikanaliz Derneği yönetim kurulu 2003 yılının başında, Uluslararası Psikanaliz Birliği’nin (IPA) o dönem başkanı olan Prof. Daniel Widlöcher’ye bir mektup yazarak üyelerinin psikanalitik formasyonu konusunda destek istedi. IPA yönetim kurulu bu isteği ve benzer başvuruları değerlendirerek Türkiye için geçici bir denetleme komitesi oluşturulmasına karar verdi. Uluslararası Psikanaliz Birliği Türkiye “Denetleme Komitesi” (IPA supervisory committee) Şubat 2004’te İstanbul’a gelerek fiilen çalışmaya başladı ve ülkemizde IPA ölçütlerine uygun bir psikanalitik formasyonun garanti altına alınmasının ilk adımları böylece atılmış oldu.

Uluslararası Tanınmışlık ve Türk Psikanaliz Çalışma Grubu’nun Oluşumu

9 Mart 2006’da, İstanbul Psikanaliz Derneği kurucularından ve Uluslararası Psikanaliz Birliği üyesi dört psikanalist Talat Parman, Tevfika Tunaboylu İkiz, Elda Abrevaya ve Levent Kayaalp, Uluslararası Psikanaliz Birliğinin başkanı olan Claudio Eizirik’e bir mektup yazarak IPA’ya katılmanın ilk aşaması olan “çalışma grubu-study group” olarak tanınmak için başvurdular. Bu başvuruyu, Kasım 2006’da Gemma Jappe, Dieter Bürgin, Guillelmo Bodner’den oluşan IPA “ziyaret” komitesinin İstanbul’a gelerek İstanbul Psikanaliz Derneği’nin başvurusunu yerinde değerlendirmesi ve IPA yönetim kuruluna izlenimlerini içeren bir rapor hazırlaması izledi. Ve nihayet, Ocak 2007’de IPA Yönetim Kurulu söz konusu başvuruyu kabul ederek Türk Psikanaliz Çalışma Grubu’nu (Turkish Psychoanalytical Study Group) resmen tanıdı. Böylece Eylül 94’de İstanbul Psikanaliz Grubu’nun oluşturulması ile ortaya konan hedeflerin ilk aşamasına ulaşılmış ve kuruluşundan nerdeyse yüzyıl geçtikten sonra Uluslararası Psikanaliz Birliği’ne ülkemizden bir kurum ilk kez resmen kabul edilmiş oluyordu.

Uluslararası Psikanaliz Birliği tarafından ülkemizde resmen tanınan ilk dernek olan İstanbul Psikanaliz Derneği, 2007 yılından 2012 yılına kadar dernek üyelerinin psikanalitik formasyonunu Antonino Ferro, Gemma Jappe ve Savvas Savvopoulos’tan oluşan IPA destek komitesinin (IPA sponsoring committee) yardımı ile sürdürdü. Nihayet 2012 yılının Nisan ayında destek komitesinin son ziyaretinden sonra Uluslararası Psikanaliz Birliğine katılımın bir üst aşaması olan “Aday Dernek” statüsüne katılabilmek için başvuruda bulunuldu. Uluslararası Psikanaliz Birliği Yönetim Kurulu Temmuz 2012 de Kanada’nın Toronto kentinde yaptığı toplantıda İstanbul Psikanaliz Derneğini “Aday Dernek” statüsünde birliğe kabul etti.

Derneğin Bugünü ve Etkinlikleri

İstanbul Psikanaliz Derneği, İstanbul Psikanaliz Grubu’nun 1994’den beri sürdürdüğü çalışmalara yenilerini katarak ülkemizde kurumsallaşmış bir psikanaliz geleneği oluşturulması uğraşına katkıda bulunmaktadır. Psikanalizin Sigmund Freud’dan beri oluşturulan yüz yıllık bir geleneği olduğunu unutmayarak bu geleneğe uygun bir psikanalitik uygulamanın yapılması konusunda titiz bir yaklaşımı temsil etmektedir. Aynı şekilde ülkemizdeki psikanalitik formasyonun uluslararası ölçütlere uygun olması konusunda da duyarlı bir tutum sergilemektedir. Öte yandan ülkemiz psikanalizinin kendine özgü bir rengi olması gerekliliğinin de bilincinde olarak sayıları giderek artan etkinliklerinde ve yayınlarında özgün çalışmalara yer vermeye çaba göstermektedir.

İstanbul Psikanaliz Derneğinin etkinliklerinin bir bölümü ülkemizde psikanalizi tanıtmayı ve psikanalitik kuramın önemli başlıklarını tartışmayı hedeflemektedir. Derneğin bu etkinlikleri ve yayınları ilgili tüm meslektaşlara açıktır. Etkinlikler her yıl uzayan bir liste oluşturmaktadır ve bunlardan en önemlisi 1999 yılında ilki düzenlenen Uluslararası İstanbul Psikanaliz Buluşmaları’dır. İstanbul Psikanaliz Grubu’ndan miras alınan Buluşmalar derneğin yıllık kongresi olarak anılmaktadır. Her yılın Kasım ayının ilk yarısında ve iki gün olarak düzenlenen etkinlikte konferanslar ve paneller o yılın temasının kuramsal olarak ele alındığı ve tartışıldığı bir platform oluşturmakta, küçük gruplardan oluşan atölyelerde ise klinik uygulamalar tartışılmaktadır. İstanbul Psikanaliz Derneği, ülkemizde erişkin psikanalizinin yanı sıra ergen ve çocuk psikanalizi alanlarında da çalışmalar yapılması gerekliliğinden yola çıkarak, her yıl Haziran ayında Gençlik Üzerine Tartışmalar ve Mart ayında Çocuk Psikanalizi Günleri düzenlemektedir. Bu etkinliklerde psikanalizin söz konusu yaş gruplarına uygulanmasındaki kuramsal ve uygulama farklılıkları tartışılmaktadır.

İstanbul Psikanaliz Derneği 2006 yılında psikanalitik kurama önemli katkılarda bulunmuş ve uluslararası üne sahip psikanalistlerle, kuramsal yaklaşımlarının ve uygulamalarının tartışılacağı etkinlikler düzenleme kararı almıştır. “Bir Konuk, Bir Kuram” adı verilen bu etkinlik ilk olarak Bion’cu düşüncenin en önemli temsilcilerinden Antonino Ferro ile gerçekleştirilmiştir. 2007 yılında iki yeni etkinlik daha gerçekleştirilmiştir. “Perdeden Divana: Sinema ve Psikanaliz” etkinliği ilk kez düzenlenerek yedinci sanatla psikanaliz arasında kurulabilecek olası köprüler tartışılmıştır. Aynı yıl genç meslektaşların psikanalizin önemli yapıtları ve kavramlarıyla tanışmalarını sağlamak üzere “Psikanalizle Tanışma Seminerleri” iki dönem olarak gerçekleştirilmiştir.

İstanbul Psikanaliz Derneği 2008 yılında eğitim ve psikanalizi tartışmayı hedefleyen “Okul ve Psikanaliz”, 2009 yılında “Müzik ve Psikanaliz Sempozyumu” etkinliğini başlatmış, 2010 yılında ise İstanbul dışında düzenli etkinlikler gerçekleştirmek için ilk adımlarını atmıştır. “Bursa Psikanaliz Günleri” ve “Kıbrıs Psikanaliz Günleri”ni bu etkinliklere örnek olarak verebiliriz. Derneğimiz 2012 yılında iki yılda bir düzenleyeceği “Sanatçıyla Buluşma” ve 2013 yılında da “Psikanaliz Tarihin İzinde” etkinliklerine başlamıştır.

İstanbul Psikanaliz Derneği’nin hemen tüm üyeleri aynı zamanda Türk Nöro-Psikiyatri Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği ve Türk Psikologlar Derneklerinin de üyeleri olduğundan söz konusu derneklerin düzenledikleri bilimsel toplantılarda psikanalizle ilgili çeşitli çalışmalarda yer almaktadırlar. Dernek üyeleri ayrıca psikiyatri ve klinik psikoloji alanlarında ülkemizde ve yurt dışında düzenlenen uluslararası toplantılara da etkin bir biçimde katılmaktadırlar. Bu arada öğretim üyesi olarak çalıştıkları Üniversitelerde ve Eğitim hastanelerinde psikiyatri eğitimine katkıda bulunmayı da sürdürmektedirler.

İstanbul Psikanaliz Derneği üyeleri psikanaliz alanındaki yayın etkinliklerini de sürdürmektedirler. Yayın ve danışma kurulunu İstanbul Psikanaliz Derneği üyelerinin oluşturduğu baharlık dergi/kitap dizisi Psikanaliz Yazıları yılda iki kez yayınlanmaktadır. Öte yandan yayın yönetmenliğini Ayça Gürdal Küey’in yaptığı Düş/Düşün dizisi de yayınını telif ve çeviri kitaplarla sürdürmektedir. Bunlara ek olarak Uluslararası İstanbul Psikanaliz Buluşmalarının konuşma metinleri Psikanaliz Buluşmaları dizisi olarak yayınlanmaya başlanmıştır. İstanbul Psikanaliz Derneği ayrıca 2004 yılından bu yana Psikanaliz Yazıları Ödülü vermekte ve ülkemizde psikanaliz yazınını desteklemeyi amaçlamaktadır.